Cuma , Ocak 19 2018
Anasayfa / Köşe Yazısı / Kürt siyaseti üzerine eleştiriler ve yürütülen kirli propaganda

Kürt siyaseti üzerine eleştiriler ve yürütülen kirli propaganda

20160627_174446-2-1
Seydo TURĞUT

1970’ li Yıllarda yükselen sol-sosyalist hareketlerin popülerliği ile sosyalist paradigma içerisinde siyaset sahnesine çıkan Kürtler, mücadelesini başlangıçta yoksul köylüler, öğrenciler, aydınlar ve ulusal  bilince sahip küçük burjuvalar ile yürütüyordu… Tabi dünyanın bütün ulusal hareketlerinde olduğu gibi  öncülük misyonunu burjuvazinin üstlenmesi gerektiği de bu açıdan yorumlanabilir…

 Son yaşanan barış görüşmelerinden sonra başlayan savaşla birlikte Kürt siyaseti üzerine kirli ve sistematik bir propaganda yürütülüyor… Barış yürüyüşleri, etkinlikleri düzenlenmesi, tüm olumsuzluklara rağmen demokratik siyasetteki ısrarı görmezden gelerek, barış için hiç bir şey yapılmamış gibi eleştiriler öncülüğünü zengin-orta sınıfın yaptığı sözde partili  bir kesim tarafından yürütülüyor…

 İlk olarak 1991 genel seçimlerinde SHP ile koalisyona giderek seçimlere katılan HEP, daha sonrasında meclis önünde vekillerinin yaka paça yakalanması ve 10 yıl hapis yatmaları ile faşist rejimin demokratik siyaset üzerindeki baskıları parti kapatmalarıyla devam etti… Milletvekillerinin tutuklanmaları, parti binalarına bombalı saldırılar, parti kapatmaları, sivil siyaset şansı bırakmıyordu. Fakat her şeye rağmen demokratik siyasette ve mücadelede ısrar edildi…

1990’lı yıllarda sertleşen savaş binlerce insanın ölümü, faili meçhuller, köy boşaltmaları ve sonucu olarak şehirlere, metropollere göçen halkın mültecileşmesine,  kimi gençlerin lümpenleşmesine, kimininse öfke biriktirmesine yol açmıştı…

Biriken öfke 2006’da patlama yapmış ve yeni dönemde 90’ların çocukları gençliğe yeni adım attıkları çocukluk yıllarında 2006 Amed olaylarıyla beraber sokaklara çıkarak protestolarda bulunuyorlardı. Yıllarca yakıp yıkan, ‘’taş atan çocuklar’’ olarak tanınmaları ve buna dönük yeni gelişimde olan Kürt burjuvazisinin itirazlarına rağmen,  geleceğe dönük radikalleşecek eylem pratiğini geliştirmelerini engelleyememişlerdi… Özellikle son bozulan barış görüşmelerinden sonra radikalleşmeyle beraber siyasi parti üzerindeki baskının artması Kürt burjuvazisini ve kapitalizmin yarattığı beklentilerden burjuva özentiliği yaşayanları da korkutuyordu… Bu korku parti üzerinde kirli propaganda yürütülmesine yol açıyor. Parti üzerine baskılar artınca korkup geri çekilenler, konforlarının bozulmasını kabul edemeyenler, korkularına kılıf uydurup sanki her şey gülük gülistanlıkken partinin savaşı başlattığını iddia eder gibi kirli propaganda yürütüyorlar…

90’lardan sonra yeni dönem Kürtler arasında ve Kürt siyasetin’de büyük bir çelişkiye yol açıyordu. Yoksullar ve burjuvalar… Öncülüğünü yoksul mahalleler ve çocuklarının yaptığı bir taraf ve hızla gelişen yoksul mahallenin evlerine göre devasa büyüklükte binalarda yaşayan burjuvalar-feodaller…  O yıllarda Türk medyasında ‘’ön saflarda yine çocuklar vardı’’ dedikleri köy boşaltmalarından veya yoksulluktan şehirlere-metropollere göç etmiş ve yoksul mahalenin çocuklarından oluşan bir nesil… Öbür yandan eleştirilerini yaşanan duruma sebep olan etkenler, barışçıl alternatifler veya insan yaşamına verilen zarar yerine düşen satışları, tarım fiyatlarının düşüşü ve bozulan konforları üzerinden yürütecek kadar aşağılış orta sınıf-esnaf, şehirde yaşayan para sahibi tüccar-burjuva özentileri ve toprak ağaları… Yoz kişiliği tavan yapan burjuva gençliği ve partili gençlik…

Hendek çatışmalarında barış ve masaya dönülmesi için mitingler yapan, yürüyüş ve etkinlikler düzenleyen ve bu etkinlikleri bombalamaya kadar varan saldırılara, engellemelere rağmen ölümler dursun diye sürdüren partiydi. Evet parti bu yüzden kötü! Demokratik siyasette ısrar eden HDP ve DBP’nin bu barış mücadelesini görmezden gelip, savaşı HDP ve DBP’nin çıkardığını iddia edip bunun üzerinden kirli propaganda yürütenler…

Bir tarafta parti için her fedakarlığı yapan gençlik diğer taraftan yoz kişiliği ile özel pahallı okullarda okuyup, etiket kazandıktan sonra aynı yozlaşmayı devam ettiren, yurtseverliği ve particiliği hobileştiren, kendini entel zanneden magandalar…

Sürecin zorluğuna göre particilik yapan, çatışmasızlık dönemlerinde yurtseverliği popülerleştiren, belediyelerde yer alabilmek için yanaşan, etiketleriyle, kariyerist yaklaşımla kendini en öne atmaya çalışanlar…

Süreç sertleşince, siyasi parti üzerindeki baskılar artınca arkasına bakmadan kaçanlar…

Kendi korkaklığını partiyi eleştirerek gizlemeye çalışan zavallılar…

Süreç rahatken hiç dile gitirmedikleri eksiklikleri bas bas bağıranlar…

Sistemin kimisini, yozlaştırdığı, kimisini islamcılaştırdığı, kimisinide KDP’lileştirdiği acizler…

Bir tarafta ‘’partiliyim’’ demeye devam edip ellerinden geleni yapmaya devam eden gençler, barış anneleri, aydınlar dürüst ve onurlu insanlar… Diğer taraftan sistemin dayatmalarını kabul edip ve bunun üstünü partide hata aramakla örtmeye çalışan kapitalizmin ahlaksızlaştırdığı, korkak zavallılar…

Hepinizin  utanacağı ve hatırlatılacağı zaman kendi kendinize itiraf edeceğiniz gün geldiğinde yüz ifadelerinizi görmek dileğiyle…

                                                                                                                                                                               Seydo TURĞUT

Hakkında admin

Kontrol Et

FAŞİZM, DEVRİMCİ MÜCADELE, KIRILMA VE DİRENİŞ -Seydo Turğut

İnanç ve iman lazım. Rehavete kapılmadan, geleceği görür gibi yada öngörü uzmanı kesilmeden zafere inanmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir