Salı , Aralık 12 2017
Anasayfa / Köşe Yazısı / Kürt sınıflaşması, çelişkiler ve itirazlar…Seydo Turğut

Kürt sınıflaşması, çelişkiler ve itirazlar…Seydo Turğut

13956971_142367006202922_543270347_n
Seydo TURĞUT

Kürtleri 1980 Öncesi ve sonrası diye iki ayrı döneme ayırarak anlamaya çalışmak gerekir. 80 Öncesinde feodal bir toplum yapısı varken, 80 sonrası tarımda makineleşme ve şehirlerin hızlı gelişiminden kaynaklı feodalitenin çöküşü… Ve bu çöküşle beraber yaşanan kültürel, sosyolojik değişim…

Feodal ağalığın hakim olduğu yıllarda bir birinden farklı ayrı olarak örgütlenen Kürt dernekleri, mücadelelerini yoksul köylülere dayandırmalarından dolayı, dönemin hakim sömürü sisteminede isyan ediyordu.  Tarlada çalışan ırgatların iş gününde, ırgatların yömiyeleri ve hatta dinlenme saatlerine kadar kontrol ediliyordu…

Uzun uzadıya anlatmaya gerek olmasada temelde büyük bir eşitsizliğin olduğu ortadaydı. Belki Kemal Sunal filmlerinde çizilen ağa profili bile gerçektekinden çok daha insani kalır.

Zamanla temelde tarımda makineleşme, şehirlerin gelişiminin, üniversite okumaya giden Kürt öğrencilerin ulusal ve sınıfsal bilinç kazanmaları sonucunda Kürtleri aydınlatma çabalarının etkisiyle, hakim egemen feodal ağalık sistemi hızla çökmeye başladı…

Yeni yeni gelişimde olan Kürt burjuvazisine kadar büyük bir boşluğun olduğundan söz edilebilir… Feodalitenin çöküşü hızlı bir sanayileşmeyi beraberinde getirememiş ve dolayısıyla Kürtlerde sınıflaşmanın ve toplumsal tabakalaşmanın açığa çıkmasını ve sınıf bilincinin gelişimini engellemiştir.

Feodalitenin çöküşünden sonra ne proletarya-burjuva ne de ağa-maraba çelişkisinden sloganvari itirazlar veya direk slogan dışında bahsedilemedi.

Çünkü ortada adı tam olarak koyulamayan, teoride karşılık bulamayan müthiş bir sömürü sistemi vardı…

Fakat son dönemlerde Kürt sınıflaşması, tabakalaşma ve bunlardan kaynaklanan Kürtler arası çelişkiler kendini açığa vurmakta…

Ruhsat izinlerine göre büyük bina dikme yarışına giren, verimli arazileri bile beton yığınlarına çeviren yeni gelişimde olan inşaat sektörü, her alanda kurulan büyük fabrikaların kurulması, yoksul bir ailenin geçimini bir ayda yapabileceği parayı bir gecede yiyebileceği kadar ilerleyen, hızla gelişen eğlence sektörleri…

Elbette bütün bunlarda sanayileşmenin ve dolayısıyla sınıflaşmanın tam oturduğu anlamına gelmez. Fakat kendini açığa vurmaya başlayan bu durum bir kenara dursun, burjuvalar ve yoksullar arasındaki uçurum gözle görülür bir şekilde derinleştiği de bir gerçeklik…

Bunun dışında gelişen önemli durumlarda var elbette.

Bu tabakalaşmanın en can alıcı kısmı ise görmezden geldiğimiz lümpenleşme, bunların sonucu yozlaşma, fuhuş ve uyuşturucunun yaygınlaşması, şehirlerde küçümsenen, dışlanan, genellikle dilencilik yapan bazı kesimlerin kadınlarının potansiyel fahişe ve hırsız olarak görülmesi…

Büyüyen ve artık kopma noktalarına getiren çelişkiler git gide büyüyor…

Şehir dışında tarla sahiplerinin şehirde yoksul mahallelerden getirttiği erkeğe göre günlük fiyatı yarı yarıya olduğundan, ucuz iş gücü olarak görecek kadar aşağılaşmış hesaplar yapan ve bundan dolayı tercih edilen kadın ameleler…

Düğünden düğüne yöresel dedikleri kıyafetleri giyip, aynı düğünlerde birbirleriyle altın taşıma yarışına giren ve yoksul bir Kürt ailesi için servet sayılabilecek kadar, kendi kilolarından fazla altınlarla dolaşan zengin kadınlar…

Bu aradaki fark gibi toplumsal tabakalaşma kendini açık ediyor, ortaya çıkıyor…

 

Kürt sınıflaşmasına ve bundan kaynaklı toplumsal çelişkilere karşı teorik düzeyde geliştirilmiş çözümler olsada pratik olarak şimdiye kadar hiçbir adım atılmaması ve adeta kaderine terk edilmeside de ayrıca ciddi bir sorundur…

Tabakaların bir tarafından gelen haykırmalardan da anlaşılacağı gibi, bu toplumsal tabakalaşmanın iyi anlaşılması ve görmezden gelinen sorunların çözülmesi için ‘’ama şartlar uygun değil’’ siz, demeden ciddi bir çalışma yapılması, artık çözüm geliştirilmesi gerekiyor… Bu gereklilik iyice anlaşıldığında artık bir din emri gibi farz halini aldığı görülecektir…

Hakkında admin

Kontrol Et

FAŞİZM, DEVRİMCİ MÜCADELE, KIRILMA VE DİRENİŞ -Seydo Turğut

İnanç ve iman lazım. Rehavete kapılmadan, geleceği görür gibi yada öngörü uzmanı kesilmeden zafere inanmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir