Salı , Aralık 12 2017
Anasayfa / Köşe Yazısı / Suriye harekatı: Savaş için değil barış için bedel ödenmeli – Seydo Turğut

Suriye harekatı: Savaş için değil barış için bedel ödenmeli – Seydo Turğut

Seydo Turğut
Seydo Turğut

Ortadoğu’nun kan gölüne döndüğü bu dönemde, kan gölünü adeta okyanuslara dönüştürebilecek bir gündem oluşturuluyor. Suriye’ye Nato destekli kara harekatı… Girilecek bir savaştan bütün dünya etkilenecektir. Bu defa savaşın etkileri Ortadoğu’yla sınırlı kalmayacaktır. Çünkü bütün emperyalist devletler planlarını ve tarihi hedeflerine ulaşmak için çıkacak bir savaşı beklemektedir. Bu gündemi düşününce aklıma Wilhelm Göring’in bir sözü geldi…
Adolf Hitler döneminde Almanya hava kuvvetleri komutanlığı yapan Hermann Wilhelm Göring, kendisine ”nasıl savaş çıkartılır?” diye sorulduğunda ”Halk tabi savaş istemez, yoksul bir insan en iyi ihtimalle başına bir şey gelmeden evine dönmek ister. Tek yapmanız gereken onlara yani halka saldırı altında olduklarını, barış isteyenlerin vatansever olmadıklarını ve bu yüzden ülkeyi tehlikeye attıklarını söylemektir” der. Hermann Göring’in bu cevabı gerçekten ilginçtir. 2. Dünya savaşının üzerinden bu kadar uzun bir zaman geçmesine rağmen yönetenler hala aynı politikayı izleyerek olayları halka karşı istedikleri şekilde manipüle edebiliyorlar. Wilhelm Göring’in bu sözlerinin bu sözleriyle bize neyi hatırlattığını yazmaya gerek yok diye düşünüyorum. Çünkü bu tür oyunlar sadece bir şahsa ait değildir. İktidar ve ulus-devlet yapısı gereği şovenisttir ve ”vatan savunması” adı altında her ülkede her dönemde aynı oyunu oynar.
Fakat baştan belirtmek gerekir ki ezilen halkların direnişine ve direnenlere barış çağrısı yapılamaz. Barış çağrısı saldıran tarafa yapılır ve direnenlerle barışması dayatılabilir. Yoksa saldırı altındaki bir halka barış çağrısı yapmak iki yüzlülük olur. Yine ezilen halklara pasif direnişi dayatmakta aynı şekilde iki yüzlülük olur. Ezilenlerin direnme hakkı her zaman vardır. Bu yüzden savaşı isteyenlere ve savaş isteyenlerin tabanlarına çağrı yapmalması daha dürüstçedir. Savaş isteyenlerin tabanlarına demeliyizki; ”Savaş ve barış nedir kendinize bir sorun?”

Onlara demeliyiz ki;
”Savaş dünya tarihi boyunca insanlığa bir şey kazandırmamıştır. Savaş tarihten ders çıkarmamaktır. Bir avuç silah tüccarlarının, emperyalist sömürücülerin, kan emici kapitalistlerin ekmeğine yağ sürmektir. Çocukların cansız bedenlerinin kıyılara vurmasıdır. Savaş Habil ve Kabil’den beri kardeşi kardeşe düşman etmektir…”

Savaş isteyenlerin peşinden gidenlere çağrı
Biraz vicdani olarak düşünen hiçbir insanın savaşı istemeyeceğinden emin olmalıyız. Savaş kimlerin işine gelir ve savaşın bedelini kimler öder diye bir muhasebe yapıldığında görülecektir ki insan olan ve insani değerlerini kaybetmeyenler savaşı asla istemez. İnsan doğası gereği acıma ve üzülme hissi olan bir varlıktır. Sokakta bir kavga gördüğümüzde bile ayırmaya çalışırız. Dayak yemiş bir çocuk gördüğümüzde üzülürüz. Sokakta gördüğümüz kavgayı ayırmamız insani ve vicdani reflekslerimizdir. Bu yüzden vicdani düşünen kimse savaşı istemez. Savaş ancak zulmün olduğu yerde savunma ile yapılabilir. Bu yüzden ”ya onurlu bir barış ya görkemli bir direniş” sözünü aklımızda bulundurup onurlu bir barışta ısrarcı olmalıyız. Vicdanımızın bize dayattığı budur. Savaş için ödediğimiz bedelleri barış içinde ödeyebilmeliyiz.

Dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanı olarak kabul edilen Albert Einstein ” İnsan, savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine, barış gibi inandığı gibi bir dava uğruna ölse daha iyi değil midir? Savaş için hiç direnmeden verdiğimiz kurbanları, barış için de vermeye hazır olmalıyız” der. Gerçektende insanların savaşa verdiği kuurbanlar yerine barış için bedel ödese daha iyi değilmidir? Kapitalist modernite savaşı-savaşmayı dayatıyor. İnsanlığın başına gelmiş bir bela olan iktidar ve günümüzde en vahşi şekilde ayakta duran ulus-devlet savaşı dayatıyor. Savaşların tek bir sebebi var o da insanların birbirleri üzerinde tahakküm kurmak istemeleri. İktidar ve ulus-devlet insanlığın başına gelmiş bir beladır. Bu yüzden halklar saldırı altındaki her halkın direnme hakkını savunup, saldıran tarafa savaşa karşı barışı dayatmalıdır. Albert Einstein’in dediği gibi savaş için ödediğimiz bedelleri barış içinde ödeyebilmeliyiz…

Hakkında admin

Kontrol Et

FAŞİZM, DEVRİMCİ MÜCADELE, KIRILMA VE DİRENİŞ -Seydo Turğut

İnanç ve iman lazım. Rehavete kapılmadan, geleceği görür gibi yada öngörü uzmanı kesilmeden zafere inanmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir