Salı , Aralık 12 2017
Anasayfa / Köşe Yazısı / YENİ SAVAŞ DÖNEMİNDE KİMYASI BOZULAN ZAVALLILAR – Seydo Turğut

YENİ SAVAŞ DÖNEMİNDE KİMYASI BOZULAN ZAVALLILAR – Seydo Turğut

Seydo Turğut
Seydo Turğut

Kürt siyasi hareketi 90’lardan itibaren sivil siyasette sol çizgiyle sürdürdüğü varlığını ve kitlesel var olma anlayışını kendisinden önceki Kürt hareketlerinden farklı olarak konumlandırıyordu…

1921-38 İsyanları ve 80 öncesi Kürt hareketleride dahil olmak üzere modern sol hateketlerden bahsetmek zor…

KDP ve geldiği gelenekte aynı çizgideydi…

İlk defa metropollere üniversite eğitimi için giden öğrencilerin öncülüğünde başlayan ulusal hareket, kendi doğal tabanı olarak gördüğü Kürt yoksullarının arasına dalarak örgütleme çalışmalarına başlamışlardı…

80 Darbesinin ağır zulmünün verdiği kinle kısa bir sürede oluşturduğu gençliği, kadın hareketi, basını, diasporası ve mükemmel işleyen örgütsel mekanizması ile dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hareketlerinden biri haline gelmişti…

2000’Li yılların ortalarından itibaren Kürt siyasi hareketi, uzun süren çatışmaların, ödenen ağır bedellerin ardından barış çağrılarını güçlendirmiş ve örgütlenme çalışmalarını yeni geliştirilen demokratik toplum paradigması çerçevesi içinde yalnız yoksulları değil toplumun bütün kesimlerini dahil etmişti…

Barış çağrıları ve görüşmelerin yoğunlaştığı ve en son2013-2015 yılları arasında müzakere süreci başlamıştı…

Kürt sınıflaşmasının kendini açığa vurduğu dönemde barış görüşmelerinin yaşanması oldukça farklı bir durumu ortaya koyuyordu…

Barış sürecinin şaşalı dönemlerinde yoksul taban dışında orta sınıf ön plana çıkmıştı…

Yıllarca görmezden gelen, yanı başında haykırılan çığlığı duymazdan gelen yeni gelişimde olan orta sınıf-Kürt burjuvazisi birden alanlara inmişlerdi… Ve hatta bazen en radikal sloganları sahipleniyorlardı…

Aşiretler halinde, binlece kişiyle seçime destek katılımları düzenleniyor ve kanaat önderi denilen, sömürücü kan emici feodal ağa-şehirli tüccar, kendini “aydın, entel” diye tanımlayanlar, yerel sermaye ve hatta tefeciler bile en ön saflarda oturuyorlardı…

Bu tiplerin büyük şehirlere ve genellikle özel okullara gönderdikleri züppe çocukları, sürecin aynı yürüyeceğini planlayarak belediye başkanlığı, milletvekilliği, parti başkanlığı hayalleri kuruyorlardı…

Hatta 7 haziran seçimlerinde Kürt siyasi hareketinin Amed-Botan gibi bölgelere göre daha zayıf olduğu Riha bölgesinde bile milletvekilliği aday adaylığı için başvurularda adeta patlama yaşanmış ve kendi rekorunu kırmıştı…

Bir sonraki dönem için daha büyük hayaller bile kuruluyordu…

En baba yurtsevrim diyen hiç kimse bile kalkıpta “yavrum yarın savaş gelirde kaçarsanız sorarım size” demiyordu-diyemiyordu maalesef…

7 Haziran seçimlerinden hemen sonra suruç patlaması ile başlayan yeni savaş döneminde planlar alt üst olmuştu…

“Şimdiye kadar yanlış saftaymışız, artık Kürtlüğümüzü savunacağız” diyenler 1 kasım seçimlerine kadar yavaş yavaş 1 kasım seçimlerinden sonra arkasına bakmadan kaçmaya başlamıştı…
Elbette feodal eril zihniyeti aşamayan bu tipler savaşın başlamasıyla ödleri bir taraflarına karışmalarını kendilerine yediremiyor ve kendi kendilerine itiraf edemiyorlardı…
Bu kaçışlarına bir kılıf uydurmak ve kendi kendilerinide inandırmak zorundaydılar…

Ve kirli propagandayı devreye koydular…

Savaş başlar başlamaz hemen “eleştiri” adı altında karalamalar başlamıştı… İlk başta yerelden başlayan eleştiriler biraz ilerleyince ağızlardaki bakla çıkıyor ve genele dayandırılıyordu…
“Ama şurda yanlış yapıldı”, “Ama barış daha iyi değil mi?” diye siyaset bilimi uzmanı kesilen yerel sermaye ve beklentileri olanlar katledilen bebekleri görmezden gelerek savaşın bütün suçunu Kürt siyasi hareketine yükleyecek kadar aşağılaştılar…
Eleştiri adı altında kirli propganda başlamıştı…

Elbette kendilerini birşeylere inandırmaları gerekiyordu… Bunun psikojik yanı nedir nasıl olur bilmem orası ayrı…

Eleştirileri insan yaşamına verilen zarar, Kürt ulusal çıkarlarından ziyade, ekonominin olumsuz etkilenmesi, inşaat sektörünün ölmesi gibi alçakça noktalardan yöneliyor…

Ama kılıf belli “Şehirler yakılıp yıkıldı”…

Bilmem ne kadar zorluklar acılar çekildi, bilmem ne kadar insan tutuklandı…

E bu zorluklar yabancı geliyor size, bedel ödemeye yanaşmıyorsunuz…

İşin ilginç yanı kendilerini haklı çıkarmak için bedel ödeyenler üzerinden ajitasyon yapıyorlar…

Herşeyi geçtim bütün bu zorluklar yaşanırken, siz ne yapıyordunuz? Beklentilerinizin karşılanması için savaşın bitmesini mi bekliyordunuz…

“Partiliyim” demeye devam edenler alanlardaydı “BARIŞ” istiyordu… 70 yaşındaki annelerle birlikte şehirler yıkılmasın ölümler olmasın diye çatışma bölgelerinde nöbetler tutuluyordu…

E siz ne yapıyordunuz babam? Hiç birşey yokmuş gibi hayatınıza devam etmiyormuydunuz?

Ama gerekçeleriniz, eleştirileriniz vardı değilmi?

Neydi bu eleştiriler?

Haa doğruya mesela bulunduğunuz yerelde parti yöneticileri sizin ziyaretlerinize gelmemiş, sizin karşınızda “Padişahım çok yaşa” deyip el pençe durmamıştı…

Bak çok ayıp etmişler…

Belediyeden bir ihale, iş kapamamıştınız…

Burda daha büyük bir ayıp etmişler…
Biraz daha yükseltin o rezil sesinizi dememiz gerekiyor… Rahat dönemde ortalıktaydınız, savaşı hesaplayamamıştınız… Ama savaş kızıştı halen şoku atlatamamışsınız, bir türlü alışamıyorsunuz bu duruma…

Biliyoruz kimyanız bozuldu… Savaş, zorluk, bedel, her şey yabancı geliyor size…

Bedel ödemek ağır geliyor, şaşırıyorsunuz sadece… Ama Kürtlüğün hakikati budur… Bir kaç yıl laylaylom geçen barışçık’tan öncede hep böyleydi, sadece siz görmezden geliyordunuz…

Ama şimdi kapınıza dayanmış durumda bu yüzden kimyanız bozuldu…
Direnme-direniş nedir bilmeyen, korkak, aciz, zavallı, teslimiyetçi, aklı uçkurunda olan, ahlaksız yani güdülerine teslim olmuş gayrı insani yoz kişilikler…

Fahişeye dönen, dönekliğin kitabını yazan sistemin iti kancığı…

Gerçekçi olun, köpek gibi sağa sola havlamayın, yapamıyorsanız mücadele edenlere saygı gösterin…

Çekin o pis, kirli dilinizi direnenlerin üzerinden….

Bu mücadele yıllarca size rağmen yürüdü… Yürüyor…

Herşeye rağmen büyük gün için mücadele etmeye devam edenlere selam olsun…

Siz de def olup gidebilirsiniz. Cehenneme kadar yolunuz var…
Seydo Turğut

Hakkında admin

Kontrol Et

FAŞİZM, DEVRİMCİ MÜCADELE, KIRILMA VE DİRENİŞ -Seydo Turğut

İnanç ve iman lazım. Rehavete kapılmadan, geleceği görür gibi yada öngörü uzmanı kesilmeden zafere inanmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir